Tasarrufun İptali Davası

Yargı Kararları Nihai Raporu

1. Tasarrufun İptali Davasının Tanımı, Amacı ve Hukuki Niteliği

Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak veya alacaklısını zarara uğratmak kastıyla malvarlığından çıkarmış olduğu mal, hak ve değerlerin alacaklı bakımından sonuçsuz bırakılarak cebri icra yoluyla alacağın tahsil edilmesini amaçlayan bir hukuki yoldur.

Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (2019/612 E., 2026/137 K., 19.02.2026) kararında tasarrufun iptali davası; ""Borçlunun alacaklısını zarara uğratmak kastıyla mal varlığından çıkarmış olduğu, mal ve hakların veya bunların yerine geçen değerlerin tasarruftan zarar gören alacaklının alacağını elde etmesi amacıyla dava açarak tekrar borçlunun mal varlığına geçmesini sağlayan bir dava," kısaca" ifadesiyle tanımlanmış ve davanın temel amacının "işlem konusu mal veya hakkı hâlen borçluya aitmiş gibi, cebrî icra yolu ile alacaklının alacağını almasına olanak sağlamaktır" şeklinde olduğu belirtilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (2023/1157 E., 2025/72 K., 19.02.2025; 2023/472 E., 2024/592 K., 27.11.2024) kararlarında bu dava "borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak için yaptığı tasarruflarını, alacaklının alacağı ile sınırlı olarak hükümsüzleştirmeye yönelik bir dava" olarak ifade edilmiş; davanın gayesinin "bir alacağı ödememek için, mal varlığını azaltıcı veya artışını önleyici nitelikte, borçlu tarafından yapılan bir taraflı hukuki işlemler ve fiillerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kişilerle yaptığı tüm hukuki işlemleri, alacaklının alacağı ile sınırlı olarak hükümsüz sayarak işlem konusu mal veya hakkı hâlen borçluya aitmiş gibi, cebrî icra yolu ile alacaklının alacağını almasına olanak sağlamak" olduğu kaydedilmiştir.

Benzer şekilde Hukuk Genel Kurulu (2020/569 E., 2022/1709 K., 08.12.2022; 2017/2050 E., 2021/1092 K., 28.09.2021; 2017/2361 E., 2017/1371 K., 15.11.2017; 2017/2773 E., 2021/987 K., 14.09.2021) ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (2021/21258 E., 2024/2355 K., 04.03.2024; 2021/1617 E., 2023/6210 K., 10.05.2023) kararlarında tasarrufun iptali davası; "borçlu tarafından alacaklısını zarara uğratmak kastıyla gerçekleştirilen tasarruftan zarar gören alacaklının, borçlunun mal varlığından çıkarmış olduğu, mal ve hakların veya bunların yerine geçen kıymetlerin, tekrar borçlunun mal varlığına geçmesini sağlamak ve bu yolla alacağını elde etmek amacıyla açtığı davadır" biçiminde tanımlanmıştır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (2024/10946 E., 2025/1711 K., 04.02.2025) "...Tasarrufun iptali davasının amacı borçludan olan alacağını tahsil edemeyen davacı alacaklı borçlunun mal kaçırma amacı ile iptale tabi tasarruf yaptığını ispatlaması halinde alacağını tahsil imkanı tanımaktır." tespitinde bulunmuştur. Dava sonucunda tasarrufun tamamen ve mutlak olarak hükümsüz sayılmadığına işaret eden Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (2021/21258 E., 2024/2355 K., 04.03.2024; 2021/1143 E., 2021/3147 K., 16.06.2021); "Alacaklı tarafından açılan böyle bir dava ile cebri icra yolunun tamamlanması amaçlanır" ve "Sadece dava konusu mal borçlunun mal varlığından hiç çıkmamış addedilerek, alacaklı bu malı haczettirerek sattırıp, satış bedelinden alacağını elde etme olanağını bulur" değerlendirmesini yapmıştır. Hukuk Genel Kurulu (2017/2361 E., 2017/1371 K., 15.11.2017) kararında da "Önemle belirtmelidir ki davadaki amaç, yapılan tasarrufların hükümsüz olduğunun tespiti olmakla birlikte, burada maddi hukuk anlamında bir butlan söz konusu değildir" denilmiştir.

Davanın niteliği bakımından Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (2023/10685 E., 2023/14155 K., 27.12.2023; 2022/3259 E., 2025/3089 K., 24.02.2025) ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi (2023/2605 E., 2023/2379 K., 09.11.2023) kararlarında, bu davanın "alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir" tespiti paylaşılmaktadır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (2021/3390 E., 2022/3024 K., 02.06.2022) de davanın malın aynı ile ilgisinin bulunmadığını ve amacının borçlunun tasarruf yetkisi kısıtlanmadan önce elden çıkardığı mallar üzerinden alacaklıların tatminini sağlamak olduğunu vurgulamıştır.

2. Davanın Görülebilirlik ve Özel Dava Şartları

Tasarrufun iptali davalarında genel dava şartlarının yanında davanın esasına girilebilmesi için özel dava şartlarının bulunması zorunludur. Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (2019/612 E., 2026/137 K., 19.02.2026), Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (2023/472 E., 2024/592 K., 27.11.2024) ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (2023/10685 E., 2023/14155 K., 27.12.2023; 2021/1617 E., 2023/6210 K., 10.05.2023; 2021/1143 E., 2021/3147 K., 16.06.2021) kararlarına göre bu şartlar şunlardır:

  1. Davacının borçluda gerçek bir alacağının bulunması,
  2. Borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması,
  3. İptali istenen tasarrufun takip konusu borcun doğumundan sonra yapılmış olması,
  4. Borçlu hakkında kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması.

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (2009/128 E., 2024/554 K., 20.05.2024) kararında bu şartlara ek olarak davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması gerekliliği de belirtilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (2023/13272 E., 2024/4323 K., 07.05.2024) bu şartların kamu düzenine ilişkin olduğunu ifade etmiştir.

A. Alacağın Gerçekliği Şartı ve Muvazaa İddiaları

Tasarrufun iptali davasında alacağın yalnızca şekli olarak varlığı yeterli olmayıp maddi anlamda gerçek bir alacak olması gerekir.

  • Hukuk Genel Kurulu (2023/1157 E., 2025/72 K., 19.02.2025), "iptal davasının dinlenebilmesi için, öncelikle davacının borçludaki alacağının gerçek olması, tasarrufta bulunan kişinin de gerçekten borçlu olması gerekir" tespitinde bulunarak, "Tasarrufun iptali davalarında alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlanırken bu alacaklının alacağının şeklen varlığının değil, gerçekliğinin amaçlandığını göz ardı etmemek gerekir" kuralına dikkat çekmiştir.
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (2024/10946 E., 2025/1711 K., 04.02.2025) alacağın gerçekliğiyle ilgili olarak: "Bu nedenle davacının alacağının gerçek bir alacak olması gerekir." ve "Ancak borçlu önceden yaptığı ancak iptalini istediği bir takım tasarrufları için alacaklı olarak göstereceği bir kişi ile anlaşarak aslında gerçek olmayan bir alacak ilişkisi yaratarak, aralarında sanki bir alacak -borç ilişkisi varmış gibi takibe geçilmesini ve nihayi amaç olarak üçüncü kişi ile arasında gerçekleşen tasarrufun iptalini sağlamak isteyebilir." tespitini yapmıştır.
  • Hukuk Genel Kurulu (2017/2361 E., 2017/1371 K., 15.11.2017) kararında borçlunun borçlu olmadığını menfi tespit davasıyla ileri sürebileceği açıklanarak: "Davalı borçlunun, davacı alacaklıya karşı gerçek bir borcunun bulunmadığını ya da ödenmiş olduğunu ileri sürerek ayrı bir menfi tespit davası açması da mümkündür. Böyle bir dava sonucunda, icra takibine konu borcun bulunmadığının tespit edilmesi halinde tasarrufun iptali davasının temelinin kalmayacağı açıktır" denilmiştir.

B. Aciz Belgesi Şartı ve İbraz Zamanı

İcra ve İflas Kanunu'nun 277. maddesi gereğince aciz belgesi dava şartıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (2022/3259 E., 2025/3089 K., 24.02.2025), "Tasarrufun iptali davasını elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklı açabilir. (İİK.m.277)" hükmünü hatırlatarak "Bu husus, dava şartı olup, hâkim görevi gereği yargılamanın her aşamasında doğrudan gözetmek zorundadır." tespitini yapmıştır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi (2017/3394 E., 2018/7264 K., 17.07.2018) de "Bu tür davaların görülebilmesi için diğer dava koşullarının yanında borçlunun aciz halinin varlığıda ön koşuldur" değerlendirmesinde bulunmuştur.

Aciz belgesinin sunulma zamanına ilişkin olarak Hukuk Genel Kurulu (2019/625 E., 2022/251 K., 03.03.2022) kararında şu kural ortaya konmuştur: "Ne var ki, kesin veya geçici aciz belgesinin varlığı davanın ön koşulu ise de, bunun davanın açılmasından önce alınması zorunlu değildir. Davanın açılmasından sonra alınabileceği gibi temyiz aşamasında ve hatta bozmadan sonra bile alınıp ibraz edilmesi yeterli olur".

C. Tasarrufun Borcun Doğumundan Sonra Yapılmış Olması

Hukuk Genel Kurulu (2018/85 E., 2021/1372 K., 09.11.2021), davanın şartlarından birinin "iptali istenen tasarrufun, takip konusu borcun doğumundan sonra yapılmış olması" olduğunu belirtmiştir. Kefalet ilişkileri yönünden borcun doğum anını inceleyen Kurul; "Kural olarak kefalet borcu asıl borç ile birlikte muaccel olduğundan, kefil yönünden de borcun doğum tarihi asıl borcun doğduğu; diğer bir ifade ile kefil olduğu kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihtir" ve bu durumun "sadece sözleşmenin asıl borçlusu yönünden değil kefil bakımından da geçerlidir." şeklinde olduğunu ifade etmiştir.

3. Taraf Sıfatı ve Davanın İleri Sürülme Biçimi

A. Davacı Sıfatı (Aktif Husumet)

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 277'nin güncel metni uyarınca: "İptal davasından maksat 278, 279 ve 280 inci maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davayı aşağıdaki şahıslar açabilirler: 1 – Elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı, 2 – İflas idaresi yahut 245 inci maddede ve 255 inci maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hallerde alacaklıların kendileri."

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (2021/14997 E., 2021/7423 K., 25.10.2021) ve Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (2009/128 E., 2024/554 K., 20.05.2024) kararlarında da davacı olabilecek kişiler; "elinde geçici veya kati aciz belgesi bulunan alacaklılar ile borçlu iflas etmiş ise iflas idaresi ya da İİK'nun 245. maddesi gereğince iflas idaresi tarafından dava hakkı kendisine devredilen alacaklılar" olarak anılmıştır.

B. Davalı Sıfatı (Pasif Husumet) ve Üçüncü Kişilerin Durumu

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (2025/5642 E., 2026/1884 K., 25.03.2026), "İİK.'nın 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır" tespitini yapmış; ayrıca "Bu tür davalarda dava konusu mal borçlunun borcu nedeniyle davalı üçüncü kişinin elinden çıkmış ise üçüncü kişi cebri icra sonucu yapılan satıştan elinde artı bir para kalır ise o miktar ile sorumlu olur" kuralını belirtmiştir.

C. Dava Dilekçesinde Tasarrufların Somutlaştırılması Zorunluluğu

Hukuk Genel Kurulu (2017/2050 E., 2021/1092 K., 28.09.2021), tasarrufun iptali davasında alacaklının iptalini istediği işlemleri netleştirmesi gerektiğini belirterek: "Davacı alacaklıların tasarrufun iptali davasını açtıklarında borçlu davalıların hangi tasarrufi işlemleri ile mal kaçırdıklarını açıkça bildirmeleri dava şartlarının, hak düşürücü sürenin sağlıklı bir biçimde incelenebilmesi, adil yargılama hakkı çerçevesinde yargılamanın sürdürülebilmesi ve silahların eşitliği ilkesi gereğince savunmanın buna göre yapılabilmesi için gerekli ve zorunludur" kararını vermiştir.

4. İptale Tabi Tasarruflar ve Muvazaalı İşlemler

Kanun koyucu iptale tabi tasarrufları İİK m. 278, 279 ve 280 maddelerinde düzenlemiştir. Hukuk Genel Kurulu (2017/2773 E., 2021/987 K., 14.09.2021) "Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hâkimin takdirine bırakmıştır" tespitinde bulunmuştur.

  • Bağışlama ve İvazlar Arasındaki Aşırı Oransızlık: 2004 sayılı İİK m. 278 hükmü (24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun m. 2 değişikliğiyle) güncel metninde ivazsız tasarrufları ve bağışlama sayılan halleri düzenlemiştir. Hukuk Genel Kurulu (2018/141 E., 2018/1747 K., 20.11.2018) kararında "İİK'nın 278/III-2'deki edimler arasındaki aşırı oransızlığa ilişkin hüküm, borçlu ile borçludan tasarrufa konu malı satın alan 3. kişi arasındaki tasarruflarda iptal nedenidir" denilerek edimler arasındaki oransızlık değerlendirilirken tapu ve trafik kayıtlarındaki ipotek ve hacizlerin gözetilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
  • Kötüniyet Karinesi: İcra ve İflas Kanunu m. 280 düzenlemesine ilişkin olarak Hukuk Genel Kurulu (2017/2697 E., 2019/318 K., 19.03.2019); "Yasa koyucu, bu karine ile bir yandan borçlunun alacaklılarına zarar verme kastı ile hareket ettiğini ve diğer yandan üçüncü kişinin bu kastı bildiğini kabul ederek alacaklıyı ispat yükünden kurtarmıştır" demiş ve "Bu karine uyarınca, borçlu, ticarî işletmesinin veya işyerindeki ticarî malların (emtianın) tamamını veya önemli bölümünü devretmiş veya satmışsa, alacaklılara zarar verme kastı ile hareket etmiş sayılır" ilkesini vurgulamıştır.
  • Nam-ı Müstear İşlemler: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (2021/14997 E., 2021/7423 K., 25.10.2021), "Namı müstear (inançlı işlem) ile gizlenmiş muvazaalı işlemler hakkında iptal davaları açılabileceği Yargıtay uygulamaları ile kararlılık kazanmıştır" tespitiyle borçlunun bedelini kendisi ödeyerek üçüncü şahıs adına tescil ettirdiği mallar yönünden de iptal davasının açılabileceğini hükme bağlamıştır.
  • Muvazaa Davası ile Farkı: Hukuk Genel Kurulu (2020/569 E., 2022/1709 K., 08.12.2022), iki hukuki çare arasındaki farkı şu şekilde netleştirmiştir: "Tasarrufun iptali davası, borçlunun tasarruf işlemlerinden zarar gören ve elinde aciz belgesi bulunan alacaklılar tarafından açılabilir. Ne var ki, tasarrufun iptali davası, borçlu tarafından geçerli olarak yapılan tasarruf işlemlerin davacı bakımından hükümsüz olduğunu tespit ettirmek için açıldığı hâlde, muvazaa davasında borçlunun yaptığı tasarruf işleminin gerçekte hiç yapılmamış olduğunun tespiti istenir".

5. Davanın Kabulünün ve Alacağın Tahsil Edilmesinin Sonuçları

İptal davasının kabulü hâlinde taşınmazın üçüncü kişi üzerindeki mülkiyet kaydı terkin edilmez; alacaklıya doğrudan cebri icra yetkisi tanınır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 283'ün güncel fıkraları şöyledir: "Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile, hakkını almak yetkisini elde eder ve davanın konusu taşınmazsa, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan o taşınmazın haciz ve satışını istiyebilir. İptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taallük ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (Davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahküm edilir. İptal davası üzerine üçüncü şahıs da, mamelekinde hasıl olacak eksikliğin borçludan tahsilini aynı davada istiyebilir. Bu talep, iptal davasının tefrik edilerek daha önce hükme bağlanmasına mani değildir. İptal davasını kaybeden üçüncü şahıs, karşılık olarak şeyi veya bedelini borçludan veya iflas masasından geri istiyebilir. Batıl bir tasarruf neticesinde kendisine ödenilen şeyi geri veren alacaklı eski haklarını muhafaza eder. Kendisine bağış yapılan iyi niyetli ise yalnız dava zamanında elinde bulunan miktarı geri vermeye mecburdur."

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (2023/10685 E., 2023/14155 K., 27.12.2023) ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi (2023/2605 E., 2023/2379 K., 09.11.2023) kararlarında bu hükmün uygulanması; "Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1)" şeklinde ifade edilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (2021/3390 E., 2022/3024 K., 02.06.2022) de benzer biçimde davacının alacağı oranında cebri icra ve satış isteme yetkisi elde ettiğini belirtmiştir.

Davanın devamı sırasında alacağın ödenmesi durumu için Hukuk Genel Kurulu (2023/472 E., 2024/592 K., 27.11.2024); "Tasarrufun iptali davasında esasen davacının alacağına kavuşması amaçlandığından, davacının alacağının ödenmesi durumunda davaya devam etmesinde kural olarak hukuki menfaatinin kalmayacağı açıktır" değerlendirmesinde bulunmuştur.

Ayrıca Yargıtay 20. Hukuk Dairesi (2015/8638 E., 2016/11881 K., 08.12.2016), tasarrufun iptali davası yolu varken alacaklının başka bir yolla alacağını alamadığından bahisle tazminata hükmedilmesini hatalı bulmuş; "icra dosyasında borçlu hakkında aciz vesikası düzenlenmesi nedeni ile davacının alacağını başka yolla elde edemeyeceğini düşünerek davalı aleyhine tazminata hükmetmek doğru değildir" tespitini yapmıştır.

6. Karşılaştırmalı Özet Tablosu

İnceleme Konusu Yasal Dayanak / İlke Yargı İçtihadı Özeti
Hukuki Niteliği İİK m. 277 vd. Aynî değil şahsî (nispi) niteliktedir; tasarrufu tamamen geçersiz kılmaz, alacak miktarıyla sınırlı yetki verir.
Alacağın Gerçekliği Dava şartı Alacağın sadece şeklen varlığı değil, gerçekliği aranır. Muvazaalı takip ve sahte borç ilişkilerine karşı mahkeme inceleme yapar.
Aciz Belgesi Şartı İİK m. 277 Dava şartıdır; re'sen gözetilir. Ancak davanın başında sunulması zorunlu olmayıp, temyiz ve bozma aşamalarında dahi ibraz edilebilir.
Borcun Doğum Tarihi Ön koşul İptali istenen tasarruf borçtan sonra yapılmış olmalıdır. Kefalette borcun doğum anı sözleşmenin imzalandığı tarihtir.
Hükmün İcrası İİK m. 283/1 Tapu kaydının tashihine gerek kalmaksızın taşınmazın doğrudan haczi ve satışı istenebilir. 

  • Tasarrufun İptali Davası Nedir?
  • Tasarrufun İptali Davasının Şartları Nelerdir?
  • Tasarrufun İptali Davasını Kimler Açabilir?
  • Hangi Tasarruflar İptal Edilebilir?
  • Borçlunun Mal Kaçırması Halinde Tasarrufun İptali
  • Akrabaya Yapılan Devirlerde Tasarrufun İptali
  • Taşınmaz Satışlarında Tasarrufun İptali Davası
  • Tasarrufun İptali Davasında Aciz Belgesi
  • Tasarrufun İptali Davasında İhtiyati Haciz
  • Tasarrufun İptali Davasında İspat ve Deliller
  • Tasarrufun İptali Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
  • Tasarrufun İptali Davasında Hak Düşürücü Süre
  • Tasarrufun İptali Davasının Sonuçları
  • Tasarrufun İptali Davası ile Muvazaa Davası Arasındaki Fark
  • Tasarrufun İptali Davası ile İcra Takibi Arasındaki İlişki konularının da incelenmesi gerekir
  • Share